Sayfalar

10 Şubat 2011 Perşembe

AYLAK ATÖLYE

2 Mart Çarşamba Saat 20.00'de Yekta Kopan'ın Bir De Baktım Yoksun öykü kitabı üzerine konuşmak ve tartışmak için Kadıköy Starbucks'tayız (Sahildeki).

DENEME

J.D SALİNGER VE MUZ BALIĞI İÇİN MÜKEMMEL BİR GÜN
Ozan Şafak


-“Allah kahretsin,” dedi, “Dünyada hoş şeyler de var hakikatten, hoş şeyler yani. Hepsini birden ıskalayacak kadar da salağız biz. Olup biten her şeyi hemen o sefil, küçük egolarımıza gönderiyoruz mütemadiyen.
-“Buddy bana dedi ki, bir tepenin dibinde boğazı kesilmiş olarak yatan ve kan kaybından yavaş yavaş öbür dünyaya göçen bir adam, güzel bir kızın ya da ihtiyar bir kadının, başının üstünde mükemmel dengelenmiş nefis bir testiyle oradan geçtiğini gördüğünde, tek kolu üzerinde doğrulup, tepeyi sapasağlam aşsın diye testiye gözüyle eşlik edebilmeliymiş.”
Bazen varoluşsal bir bunalımın kıyılarında dolaşırken aklıma J.D. Salinger’in Franny ve Zooey adlı öyküsündeki bu iki diyalog gelir. Yedi tuhaf kardeşten ikisi olan Franny ve Zooey arasında geçen bu diyalog, bana dolaylı yoldan, yabancılaşmanın yaşattığı dünyasızlığı ve kirlenmiş ruhlarımızı hatırlatır.

1 Şubat 2011 Salı

AYLAK, YENİDEN...

Merhabalar;

Aylak öykü dergisi çeşitli nedenlerle son bulunca, dergiyi çıkaran tayfa bir süre hiçbir şey yapmadı. Üniversite okuyan çocuklar haliyle biraz büyüdü tabi. Her ne kadar üniversitedeyken dağcılık kulübünün kurucuları arasında olup, üniversiteden sonra masa başı bir iş yapması yüzünden bel fıtığı olan adamlar kadar olmasalar da bir hayli uzak kaldılar yazı çizi işlerine.  Öğrenci akbilleri elinden alınan bazıları sinir krizi bile geçirdi. İşe güce başladılar ardından. Bazıları evlenip evliliği tavsiye edecek mertebeye ulaştı mesela. Bazıları da yakında evlenecek. İşe girenler, işten ayrılanlar, işten atılanlar oluyor arada. Hiç işe girmeyenler de. Bu adamlar, çoğunlukla içki masasında bir araya gelip bir şeyler yapmaları gerektiğini konuşuyorlar. Öykücüler, öykü kitapları üzerine tartışıyorlar daha çok. Aslında basılı bir yayın olmasını istiyorlardı ama günümüz şartları onları blog üzerinden bir yayın yapmaya zorladı. Zorladı diyorum ama bunun bazı güzel tarafları da var tabi. Bir kere ücretsiz. Ayrıca herkes daha kolay ulaşabilecek yayına. Şimdi nasıl bir şey olacak, hiçbiri bilmiyor. Öyküler, denemeler, küçük küçük tartışmalar, müzik ve sinema üzerine yazılar olacak bu blogda. Hadi hayırlısı.